Çileği Kahramanmaraş ile Tanıştırdı: O Bir Türkoğlulu

0 834

Çileği Kahramanmaraş’a ilk getiren kişiyle konuştuk, görüştük. Türkoğlu ilçesine bağlı Çakıroğlu Mahallesinde ziyaret ettik. Bahçelerinde türlü türlü meyve ve sebzelerini tattık. İşte Narin Demirci Hanımın kaleminden o ziyaret;

 “Adana’da dahi yoktu ben çileği Maraş’a getirdiğim zaman. Hiç kimse bilmiyordu. Bu ne diye soruyorlardı” diyor çiftçi Ahmet Kamalak. Birçok kişi de vazgeçirmeye çalışmış ama o yılmamış ve çileği Maraş’la tanıştırmış zaman içerisinde. Tek iklimde birçok iklime ait ürünler yetiştiriyor Çakıroğlu Köyü’nde. Çiftçiliğe 35-40 yaşlarında hobi olarak başladığını söylüyor Kamalak.

Demirci Abdullah

Kimlikte ismi Ahmet ama herkes onu Demirci Abdullah olarak biliyor. Çünkü sıcak demir işiyle de uğraşıyor. Asıl mesleği demircilik. Ancak o hobi olarak çiftçilikle uğraşıyor. İlkleri yapıyor. Aynı bahçe içerisinde Karadeniz iklimine ait fındık da yetiştiriyor, tropikal meyve olan kivi de. Çilek de yetiştiriyor, elma, nar, domates de. Ve her birine ait birçok çeşidi deniyor bahçesinde.

Şimdi 71 yaşında Demirci Abdullah. 10 çocuğu 41 torunu var. Yetiştirdikleri ürünleri ailesiyle paylaşıyor. Fazla olan ürünlerin ticaretini de yapıyor ama o aslında hobi olarak yapıyor, ilkleri deniyor ve keşfetmeyi seviyor. Çiftçi Ahmet Kamalak nam-ı diğer Demirci Abdullah ile yaptığı ve yapmak istediği işler üzerine yaptığımız söyleşide onu daha yakından tanıma fırsatı bulduk…

Aslında farklılıkları doğduğunda başlamış Ahmet pardon Abdullah amcanın. Babası oğlumun adı Ahmet olsun demiş ve Kahramanmaraş’a oğlunun nüfus kaydını yaptırmaya gitmiş ancak annesi Topal Hüsne o gün oğlunu alıp aynı köyde yaşayan Abdullah Hocaya götürmüş ismini kulağına ezanlasın diye. Ancak Abdullah Hoca küçük Ahmet’i almış kucağına sevmiş biraz ve demiş bunun adı Ahmet değil Abdullah olsun diye. Topal Hüsne bizim Demirci Ökkeş kızar dediyse de dinletememiş kendini Abdullah Hocaya. Abdullah Hoca ismini Abdullah diye okumuş kulağına. Ezan adı Abdullah, kimlikte ki adı Ahmet olmuş böylece.

Köyde okul olmayınca da okula gidememiş Abdullah Amca ama okuma yazmayı öğrenmiş hem de köyde öküz güderken yani öküz çobanlığı ilim öğrenmeye engel olamamış. Sonrasında o zamanlar ismi Eloğlu olan Türkoğlu ilçesinde iki yıl dini eğitim almış. Abdullah amcanın yanık sesle Kuran-ı Kerim okumasından etkilenen Babası sık sık “Bülbül yetiştiriyorum, Bülbül yetiştiriyorum.” Sözleriyle sevincini dışa vururmuş. Maddi imkânsızlıklar nedeniyle okuyamamış ve dönmüş köyüne Abdullah Amca sonrasında demircilik yapan babasına yardım etmiş ve demirciliği öğrenmiş. Nalbantlık yapmış, balta yapmış, orak yapmış. Zamanın şartlarına göre demircilik işiyle ilgili ne gerekiyorsa yapmış. Herkesin şehre göç ettiği dönemde ayrılmamış köyünden. Hatta İskenderun Demir Çelik Fabrikasından görevliler köye kadar gelmiş ama gitmemiş. Sonra da çiftçiliğe merak sarmış.

Ahmet Kamalak (Demirci Abdullah)

71 yaşında. 10 çocuğum 41 torunum var. Çiftçiliğe 1974’de başladım. 30 yaşından sonra çiftçiliğe. Öncesinde demircilik yapıyordum. Sıcak demirciyim yani nalbantlık yapıyordum talepler doğrultusunda balta, çapa, dahra falan yapıyordum.

Neden çiftçiliğe merak oluştu sizde?

Hobi olarak başladım çiftçiliğe önceleri kendi ihtiyaçlarımıza yönelik başladım sonra devamı geldi. Hem demirciliği hem de çiftçiliği devam ettirdim.

İlk çiftçiliğe neyle başladınız?

Sebze ile başladım. Biber ve domates ekerek. Daha sonra 1979’da şeftali ve elma karışık dikerek meyveciliğe de başlamış olduk.

çakıroğlu domates

Siz hepsini birleştirmişsiniz ürünlerin. Aynı yerde birçok ürünü görmek mümkün.

Evet. Bir sıra seyrek şekilde elma, bir sıra şeftali diktim. 20 sene şeftaliyi devam ettirdim.

Çileği Kahramanmaraş’a ilk getiren sen imişsin? Bu duyduklarımız doğru mu?

Evet doğru. Adana’da dahi yoktu ben çileği Maraş’a getirdiğim zaman. Çileğe 300 metrekare ile başladım. İkinci sene çilek vermeye başladı.

Siz Kahramanmaraş’ta yetişmiş bir insansınız. Kente çilek girmemiş o zamana kadar. Sizin çilekle tanışmanız nasıl oldu?

Bir arkadaş vasıtasıyla oldu. Silifke, Mersin o taraflarda vardı. Getirdim ve ektim.

Peki, bu risk değil miydi? İnsanlar çileği tanımıyor. Onu pazarlamak, satmak çok zor olacaktı. O riski nasıl aldınız?

Zaten hobi olarak yapıyordum. Deneme yaptım ve Allah’a tevekkül ettim. Kahramanmaraş’ın meşhur satırları var. Beş satır çilek topladık. Türkoğlu’nda pazara indirdim. Ama insanlar çileği tanımıyorlar. ‘Bu ne?’ diyorlar. ‘Çilek’ diyorum. Bilmiyorlar. Bir satır bile satamadım. Yaklaşık 30 kilo çilek indirdim pazara. Ama bir kilo bile satamadım.

Ne hissettiniz peki o an? Vazgeçmeyi düşündünüz mü?

Hobi olarak başladığım için çok üzülmedim ama yine de ‘Ben ne yapmışım?’ demekten kendimi alamadım. ‘Sonra iki polis arkadaş geldi. Onlar Antalya taraflarından gelmişler biliyorlarmış çileği. ‘Bu çileklerden nereden geldi?’ diye sordular. Ben de Çakıroğlu köyünde yetiştirdiğimi söyledim. Bir satırını aldılar. Dört satırını da Kahramanmaraş’a hale götürdüm. Orada sattım çilekleri hem de iyi paraya. O zaman bir kilo çilek parasına iki kilo toz şeker almıştım. Şekerin yokluğunda. O zaman ‘Kurbanım sana çilek’ demiştim. ‘Devamı varsa devam et getir’ dediler. Ben de devam ettim. 300 metrekarelik yeri bir buçuk dönüme çıkarttım o yıl güz döneminde. Çünkü çilek o zaman resmen reşat altını oldu. Çok para ediyordu o zamanlar.

İnsanların çileğe alışması ne kadar zaman aldı?

Dört beş sene sürdü. O dönemde dört dönüme kadar çıkarttım çilek tarlasını.

Çiftçi arkadaşlarınız ‘Boşver. Uğraşma. Bu ne ki?’ demediler mi?

Ooo. Çok söylediler. Ama benimle beraber gidip de çileğin parasını görenler hele de çileğin bizim köyün tam parasız zamanında mayıs ayında falan çıkması sonucu kendileri de yapmak istedi. Bende isteyen herkese elimden geldiğince yardımcı oldum çilek fidesi konusunda .Ben şeftaliyi getirdiğimde de bir kök şeftali yoktu Maraş’ta. 1979’da 110 kök şeftali diktim. Bende bir merak, bir hobi var. Ticaretten çok, gelirinden çok merak bendeki. Daha sonra da böğürtlen ve kivi gibi farklı meyveleri de diktim. Böğürtlen de yoktu o zaman.

Demirci Abdullah Narin1

Çilek Üreticileri Birliği’ni ne zaman kurdunuz?

1986’da ilk çileği diktim. 2007’de ise yoğun bir çabayla Bakanlar Kurulunun da onay vermesiyle Türkoğlu Çilek Üreticileri Birliğini kurduk.  2008’de 100 dönüm çilek yaptırdık Kahramanmaraş Valiliği kanalıyla yüzde 50 destekli. Bir de festival yaptık. Ben kurucu başkanlığını yaptığım Birlikte başkanlığı üç sene daha devam ettirdim. Başkanlıktan kendi isteğimle ayrıldım. Daha sonra gençlere bıraktım. Birliğin kurulmasıyla Türkoğlu’nda ve Kahramanmaraş’ta daire amirlerin ve resmi kuruluşların köyümüze bakışı değişti, bu sayede köye birçok hizmetin gelmesine vesile olduğumu düşünüyorum. Birliğin kurulmasıyla birlikte üç yıl boyunca bütün gelirimi Çakıroğlu köyüne harcadım.

Karadeniz iklimine has fındık yetiştiriyorsunuz Çakıroğlu köyünde? Bu yıl fındık fındıklar da verimliydi. Fındıktan beklentiniz ve memnuniyetiniz nasıl?

Zaten köyümüzde fındıklar vardı ama çok verimli değildi. Meraklı olduğum için 1987’de Giresun’dan fındık fidesi getirttim. Bazı arkadaşlara da verdik. Bu defa gülmediler. ‘Biz de dikelim’ dediler. Çok şükür bu sene fındık güzel oldu ama zaten benim ticari beklentim yok. Benim 10 evladım, 41 torunum var. Onlarla bölüşür yeriz.

Bahçelerinizi gezerken elmadan armuta, zeytinden nara  birçok farklı ürün gördük neden bu kadar çok farklı meyve sebze yetiştiriyorsunuz?

Bunlar bende bir merak isterim ki bahçemde her şey olsun. Bu yüzden de duyduğum gördüğüm ürünleri bahçeme dikmek isterim ama önce araştırırım mesela bizim köyümüzde kışlar çok soğuk ve karlı olduğu için incir ve zeytin gibi meyveler pek yetişmiyor. Zeytin de diktim on adet ama olmadı sadece bir kök kaldı. Geçen yıl ürün de verdi ama diğerleri kurudu.

çakıroğlu kivi1

Peki kivi dikmek nerden aklınıza geldi?

Kivi lezzetli bir meyve daha önce Rize ve Mersin de yetiştiğini duymuştum. Gaziantepli bir arkadaş misafirliğe gelmişti. Onunla sohbet ederken kividen bahsetmiştim denemek istediğimi söylemiştim. Aradan biraz zaman geçti bizim Antepli çıka geldi gelirken de kivi fidanları getirmiş. Eşi Mersinliydi. Mersinden tanıdıkları vasıtasıyla getirmiş sağ olsun. Bizde diktik, kışın soğuktan etkilenmesin diye bedenlerini bezle sardık. Diktikten üç yıl sonra ürün vermeye başladı. Ama tadı, kokusu ve rayihasıyla bambaşka bir kivi çok lezzetli. Tarım İl Müdürlüğünden köye gelen görevli ziraat mühendisleri arkadaşlar bize kiviyle ilgili proje yapabileceklerini söylediler. Tamam dedik ve iki dönüm daha kivi diktik. Bir yıl oldu hayırlısı bakalım.

Ürettiğiniz her ürünü mü hobi olarak yapıyorsunuz? Ticari amaç güttüğünüz ürünler var mı?

Hobi olarak başlasak da zamanla bazı ürünlerde ticari olarak düşünmeye başlıyorsun. Elma, domates, kuru fasulye gibi bazı ürünlerden ticari amaçlı faydalanıyoruz tabii.

ÇAkıroğlu elma

Siz tek iklimde, tek tarlada her şeyi yapabiliyorsunuz. Başarışınızı neye bağlıyorsunuz?

Önce hayal sonra araştırma ve özverili bakım. Meyveyi sebzeyi bahçeye diktikten sonra bakacaksın, ilgileneceksin mesela çilek bir çocuk gibi bakım ister ilgi ister.  Ölene kadar da araştırmalarım bu yönde çabalarım devam edecek inşallah.

Yeni projeleriniz var mı?

Ahududu düşünüyorum. Araştırmalarıma devam ediyorum. Benim hayatım böyle devam ediyor.  Bugüne kadar ki çalışmalarımda bana desteklerini esirgemeyen başta ailem olmak üzere, köylülerime, bunların yanında tarım ve çiftçiye destek olan Türkoğlu ve Kahramanmaraş’ta görev yapmış ve yapan Tarım Müdürlükleri yönetici ve personellerine, eski Türkoğlu şimdi Elbistan Kaymakamı olan Tuncay AKKOYUN Beye, yine mevcut Kaymakamımız Serdar KARTAL Beye, Türkoğlu Belediye Başkanımız Osman Okumuş Beye özellikle de bu yıl Çakıroğlu Köylümüze desteğini yaklaşık yüz bin adet çilek fidesiyle gösteren Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanımız Fatih Mehmet ERKOÇ Beye çok teşekkür ederim.

Haber-Röportaj: Narin DEMİRCİ

Demirci Abdullah Narin

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.